18 Haziran 2014 Çarşamba

Keşke Çam Ağacı Olsaydım!

Keşke çam ağacı olsaydım, her gidenin ardından böyle yaprak dökmezdim.
İğne gibi sivri yapraklarım olurdu.Dört mevsim dimdik dururdum ayakta.
Kış,sonbahar nedir bilmezdim.
Sen giderken bile,yemyeşil kalırdım ardında.Zehir zemberek sözlerine rağmen 
yeşil kalabilirdim o zaman.

Un Kurabiyesi

Aniden gitti.
Hiç gelmemiş gibi.
Belki o hazırlıklıydı.Planlıydı belki gidişi.Aylar öncesinden bu yolculuğun hazırlığını yapıyordu belki de kim bilir! Ama giderken bana haber vermedi işte.
O gitti ve ben kapıda kalmış gibiydim.Beraber yaptıgımız onca planların ortasında,dımdızlak,cırılcıplak,biraz da yarım yamalak
kalakalmıştım.Öylece durup duruyordum.
Gittiğinde aynaya baktım,un kurabiyesine benziyordum.
Tıpkı bir un kurabiyesi gibi unufak olmuştum.
Sanki ben ağlarken karşımda ''Un kurabiyesi,un kurabiyesiii!'' diye dalga geçen bir cocuk vardı.Ona mı kızsam yoksa un gibi dağılan kendime mi kızsam,bilemedim.
Geçirdiğimiz onca zaman,kurulan onca hayalden sonra gidişi,kendimi evrende küçücük bir noktaymışım gibi hissettirmişti.Saatlerce havalimanında o uçağın kalkmasını beklerken,beni almadan havalanışını izlemiştim sanki ve ben elimde bavullarla eve dönmek zorunda kalmış gibiydim...